Herkesin içinde saklı gömüleri vardır: duygusal gömüleri...
Kayıp ilanları vermeye çalıştığımız :) bu gömüleri, aslında kendimizden uzak tutmaya çalışırken içimizdeki derinliklere gömeriz. Lades oynarken yaptığımız gibi 'Aklımızda'dır hep. Bilinçaltımızda yaşamaya devam ederler.
Halbuki onları gün yüzüne çıkartmak da fayda vardır. Bırakıp özgürce bedenimizi sarsınlar, sarssınlar ve sonra uçup gitsinler...
Bir daha içimizde kalmamak üzere.............
20 Ocak 2012 Cuma
4 Ocak 2012 Çarşamba
Hayaller
Aslında herkesin içinde yaşayamadıkları hayaller vardır: Kimi, bunları öyküleştirir-kimisi, zaman çok kısa deyip hayallerinin peşinden koşar-kimisi, yapacaklarını planlar-kimileri de, başkalarında o hayalleri gerçekleştirmeye çalışır....Genelde bunlar ebeveyinlerdir. En acıtanı da budur aslında. Sizin yapmak istemediğiniz ama onların yapmaya can attıkları her şeyi size dikte ettirilir. Siz mutsuzluk içindeyken, onlar bulutların üzerindedir. Size ne istediğiniz sorulmaz çünkü aynı frekansta olmak zorundasınız.
Okuyacak olduğunuz okuldan, seçcek olduğunuz meslek-eş-mobiya-gelinlik-damatlık.....her şeye müdahale etme hakları vardır. Çünkü onlar size o kadar baktı, büyüttü, okuttu, sevgi verdi..
Karşı geldiğinizde ise BENCİLLİK ile suçlanırsınız..
Acaba kim bencil?
Okuyacak olduğunuz okuldan, seçcek olduğunuz meslek-eş-mobiya-gelinlik-damatlık.....her şeye müdahale etme hakları vardır. Çünkü onlar size o kadar baktı, büyüttü, okuttu, sevgi verdi..
Karşı geldiğinizde ise BENCİLLİK ile suçlanırsınız..
Acaba kim bencil?
29 Aralık 2011 Perşembe
Gizli Sevgiler...
Yarın evimize gelişinin 1.haftasını dolduracak olan, evimizin sevimli-neşe kaynağı-maskotu olan PATİme ilgi çok büyük. Ayrıca bu harika kedimi bulmamda ön ayak olan SEVGİLİME teşekkürlerimi sunuyorum:)))
Meğer bizimkilerin içinde çocuklarından, kardeşlerinden, arkadaşlarından sakladıkları gizli bir sevgi varmış.....Karşısındaki bir kedi olunca, ona sevgilerini belli etmekten kaçınmayan, ama insanlarda kaçınan: çekingen sevgi yumaklarıymış bunlar:)
Seni sevmek istiyorum,
Nasıl?
Dokunmadan..Sözcüklere dökmeden..
Neden?
Çünkü bana hep karşıdan sevmeyi öğrettikleri için...........
Meğer bizimkilerin içinde çocuklarından, kardeşlerinden, arkadaşlarından sakladıkları gizli bir sevgi varmış.....Karşısındaki bir kedi olunca, ona sevgilerini belli etmekten kaçınmayan, ama insanlarda kaçınan: çekingen sevgi yumaklarıymış bunlar:)
Seni sevmek istiyorum,
Nasıl?
Dokunmadan..Sözcüklere dökmeden..
Neden?
Çünkü bana hep karşıdan sevmeyi öğrettikleri için...........
26 Aralık 2011 Pazartesi
İyi Günde-Kötü Günde...
Aşk buymuş aslında :
Ne zaman bu sevgiden vazgeçecek olsam; beni buna iten sebepleri sorgulamakmış, gözlerimin içine baktıkça, ne kadar mutlu olduğunu söylemekmiş, benim mutluluğum için kendisi istemese bile sana kedi almakmış:), seni 1 saniye bile görebilmek için yağmurun altında ıslanmakmış, doktor kontrollerinde bile her zaman elimi sımsıkı tutmakmış, canım absürdük bir şey çektiğinde onu bulmaya çalışmakmış, ağlama krizlerimde başımı okşamakmış, terden sırtı sırılsıklam olsa da arbasını kullanmam için bana vermekmiş:), bana yemek yapmakmış, hasta olduğumda yanımdan hiç ayrılmadan ateşimi ölçmekmiş, yaptığım her şeye anlam yüklememekmiş, heyecanın hiç kaybolmamasıymış, benimle saatlerce hiç söylenmeden mağazalarda gezmekmiş, bana saygı duymakmış, tercihlerimden dolayı beni yargılamamakmış,bana EVLENME TEKLİFİ etmekmiş.......
Benim canımın içindeki güzelliği kelimelerle bile anlatamam bu kadar kısa değil çünkü.....
Canım sevgilim....
Aşk karşısındakini olduğu gibi kabul etmekmiş: İyi günde- kötü günde.......
Ne zaman bu sevgiden vazgeçecek olsam; beni buna iten sebepleri sorgulamakmış, gözlerimin içine baktıkça, ne kadar mutlu olduğunu söylemekmiş, benim mutluluğum için kendisi istemese bile sana kedi almakmış:), seni 1 saniye bile görebilmek için yağmurun altında ıslanmakmış, doktor kontrollerinde bile her zaman elimi sımsıkı tutmakmış, canım absürdük bir şey çektiğinde onu bulmaya çalışmakmış, ağlama krizlerimde başımı okşamakmış, terden sırtı sırılsıklam olsa da arbasını kullanmam için bana vermekmiş:), bana yemek yapmakmış, hasta olduğumda yanımdan hiç ayrılmadan ateşimi ölçmekmiş, yaptığım her şeye anlam yüklememekmiş, heyecanın hiç kaybolmamasıymış, benimle saatlerce hiç söylenmeden mağazalarda gezmekmiş, bana saygı duymakmış, tercihlerimden dolayı beni yargılamamakmış,bana EVLENME TEKLİFİ etmekmiş.......
Benim canımın içindeki güzelliği kelimelerle bile anlatamam bu kadar kısa değil çünkü.....
Canım sevgilim....
Aşk karşısındakini olduğu gibi kabul etmekmiş: İyi günde- kötü günde.......
21 Aralık 2011 Çarşamba
İsterdim..
Ruhumun derinliklerinde ki acıları söndürmek,
Bilinmeyene doğru yön almak,
ve
Gerçekten yaşamak
16 Aralık 2011 Cuma
Meğer...
Meğer ne çok sıkıntıları varmış herkesin; ama hep gülmeye devam etmişler,
Sadece olmak istedikleri kişilere bürünmüşler; düşledikleri hayatı yaşamak için,
Gerçek olan dünyalarını içlerine gömmüşler; bir daha ağlamamak için.....
Sadece olmak istedikleri kişilere bürünmüşler; düşledikleri hayatı yaşamak için,
Gerçek olan dünyalarını içlerine gömmüşler; bir daha ağlamamak için.....
14 Aralık 2011 Çarşamba
Ayna
Ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli, çirkini, yakışıklısı, aptalı, zekisi.... bu dünyada??
Kendinin ne kadar güzel, çirkin, zeki olduğunundan bahseden birisi, toplum tarafından da bir süre sonra öyle görülmeye başlanır.... Çünkü bizler insanları tanıyıp anlamak yerine, onların sergilediği vitrinlere yapışmayı daha çok seviyoruz. Özellikle de kendilerini güçlü zannedenlerin (aslında ezik olanların) güçsüzleri ezmeye çalıştıkları bu dünyada yaşıyoruz.
"Kral Çıplak" hikayesini hepimiz hatırlıyoruzdur. Bir çocuğun kralın çıplak olduğunu bağırıncaya kadar,üç kağıtçı terzilerin kralı nasıl kandırdığını anlatan harika bir masal.Yani kendi tabirimce vitrine yapışmayan, akıllı bir çocuk...
Ayna ayna söyle bana var mı vitrinlere yapışmayan bu dünyada?
Kendinin ne kadar güzel, çirkin, zeki olduğunundan bahseden birisi, toplum tarafından da bir süre sonra öyle görülmeye başlanır.... Çünkü bizler insanları tanıyıp anlamak yerine, onların sergilediği vitrinlere yapışmayı daha çok seviyoruz. Özellikle de kendilerini güçlü zannedenlerin (aslında ezik olanların) güçsüzleri ezmeye çalıştıkları bu dünyada yaşıyoruz.
"Kral Çıplak" hikayesini hepimiz hatırlıyoruzdur. Bir çocuğun kralın çıplak olduğunu bağırıncaya kadar,üç kağıtçı terzilerin kralı nasıl kandırdığını anlatan harika bir masal.Yani kendi tabirimce vitrine yapışmayan, akıllı bir çocuk...
Ayna ayna söyle bana var mı vitrinlere yapışmayan bu dünyada?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)